
Varoluşçu psikoterapi, insan varoluşunun temel sorularına odaklanan felsefi ve derin bir terapi yaklaşımıdır. Bu terapi yöntemi, yaşamın anlamı, ölüm, özgürlük, yalıtlanmışlık ve sorumluluk gibi evrensel varoluşsal konuları keşfetmenize yardımcı olur. Varoluşçu terapi, belirli semptomlardan çok, yaşam karşısındaki tutumunuzu ve otantik bir yaşam sürme kapasitenizi geliştirmeye odaklanır.
Bu içerik, psikoloji ve ruh sağlığı alanında uzman ekibimiz tarafından hazırlanmıştır.
Uzman psikologlarımızla ücretsiz ön görüşme yapın ve size uygun destek modelini birlikte belirleyin.
Ücretsiz başlayınVaroluşçu psikoterapi, Søren Kierkegaard, Friedrich Nietzsche, Jean-Paul Sartre ve Martin Heidegger gibi varoluşçu filozofların düşüncelerinden esinlenerek 20. yüzyılın ortalarında geliştirilmiştir. Viktor Frankl, Rollo May, Irvin Yalom gibi terapistler bu felsefi temelleri psikoterapi pratiğine entegre etmişlerdir.
Irvin Yalom, varoluşçu terapinin merkezinde dört temel varoluşsal kaygı olduğunu öne sürmüştür:
Bu kaygılar evrenseldir ve insan deneyiminin kaçınılmaz bir parçasıdır. Varoluşçu terapi, bu kaygılardan kaçınmak yerine onlarla otantik bir şekilde yüzleşmenize yardımcı olur.
Varoluşçu terapi, özgür bir varlık olduğunuzu ve yaşamınızı şekillendirme gücüne sahip olduğunuzu vurgular. "Varoluş özden önce gelir", önce varsınız, sonra kim olduğunuzu seçimlerinizle yaratırsınız.
Bu özgürlük aynı zamanda sorumluluk getirir. Yaşamınızı, duygularınızı ve eylemlerinizi başkalarına veya şartlara bağlayamazsınız. Kendi seçimlerinizin yazarısınız.
Otantik yaşam, toplumsal beklentiler veya başkalarının görüşlerine göre değil, kendi değerlerinize ve içsel sesini ze göre yaşamaktır. İnotantik yaşam ise, "herkes gibi" yaşamak, kendi özgünlüğünüzü inkâr etmektir.
Viktor Frankl'ın logoterapisinde vurgulandığı gibi, yaşamda anlam bulma en temel insan ihtiyacıdır. Ancak anlam, önceden var olan bir şey değildir; siz yaratırsınız. Anlam, sevgi, yaratıcılık, çalışma ve acıya karşı tutum yoluyla bulunabilir.
Ölüm gerçeğiyle yüzleşmek, paradoksal olarak yaşamı daha anlamlı ve değerli kılar. Ölüm farkındalığı, önemsiz şeylere takılmayı azaltır ve gerçekten önemli olana odaklanmanızı sağlar.
Varoluşçu terapi, diğer terapi yöntemlerinden farklı olarak belirli teknikler veya protokollerden çok, terapötik tutum ve felsefi bir yaklaşım sunar.
Varoluşçu terapide, terapist-hasta ilişkisi merkezi bir role sahiptir. Terapist, uzak ve objektif bir "uzman" değil, sizinle varoluşsal yolculukta bir "yol arkadaşı"dır. Otantik, eşit ve karşılıklı bir ilişki kurulur.
Terapist, sizin dünyayı nasıl deneyimlediğinizi önyargısız bir şekilde anlamaya çalışır. Standart tanı kategorilerinden çok, benzersiz varoluşsal deneyiminiz önemlidir.
Seanslar, derin varoluşsal sorular etrafında döner:
Geçmiş ve şimdiki seçimleriniz, bu seçimlerin sorumluluğu ve gelecek seçimleriniz incelenir. "Kurban" rolünden çıkıp, kendi yaşamınızın aktif yaratıcısı olmanız teşvik edilir.
Varoluşçu psikoterapi, belirli semptom odaklı değil, genel varoluşsal sıkıntılarda etkilidir:
Anlam Krizi:
Yaşam Geçişleri:
Kişisel Gelişim:
Duygusal Sorunlar:
Varoluşçu vs Bilişsel davranışçı terapi:
Varoluşçu vs Hümanistik:
Varoluşçu vs Psikodinamik:
Aşağıdaki durumlarda varoluşçu terapiden faydalanabilirsiniz:
Varoluşçu terapi, online formatta da etkili bir şekilde uygulanabilir. Video görüşmeler aracılığıyla derin varoluşsal diyaloglar kurulabilir ve terapötik ilişki geliştirilebilir.
Varoluşçu psikoterapi, yaşamın derin sorularıyla yüzleşmenize, otantik bir yaşam sürmenize ve kendi anlamınızı yaratmanıza yardımcı olan felsefi ve dönüştürücü bir terapi yöntemidir. Belirli semptomları "tedavi etmekten" çok, yaşam karşısındaki tutumunuzu değiştirerek daha bilinçli, daha özgür ve daha anlamlı bir varoluş inşa etmenizi sağlar.