
Her çocuk zaman zaman kurallara karşı gelir, öfke nöbetleri yaşar veya davranış sorunları sergiler. Bu, gelişimin doğal bir parçasıdır. Ancak bazı çocuklarda bu davranışlar süreklilik kazanır, yaşına uygun olmayan düzeyde yoğunlaşır ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkiler. İşte bu noktada davranış bozukluğundan söz edilebilir. Peki, normal çocukluk davranışları ile davranış bozukluğu arasındaki fark nedir? Çocuğunuzda bir sorun olduğunu nasıl anlarsınız?
Bu içerik, psikoloji ve ruh sağlığı alanında uzman ekibimiz tarafından hazırlanmıştır.
Uzman psikologlarımızla ücretsiz ön görüşme yapın ve size uygun destek modelini birlikte belirleyin.
Ücretsiz başlayınDavranış bozuklukları, çocuğun yaşından ve gelişim düzeyinden beklenenin ötesinde, sürekli ve tekrarlayan sorunlu davranış kalıpları sergilemesiyle karakterize edilen ruh sağlığı durumlarıdır. Bu davranışlar sadece ara sıra yaşanan öfke patlamaları değil, aylarca hatta yıllarca süren ve çocuğun sosyal, akademik ve aile yaşamını olumsuz etkileyen örüntülerdir.
Davranış bozuklukları, çocuğun bilinçli olarak 'kötü' davranması değildir. Genellikle altta yatan duygusal, nörolojik veya çevresel faktörlerden kaynaklanır. Duygu düzenleme güçlükleri, travma yaşantıları veya genetik yatkınlık bu durumların gelişiminde rol oynayabilir.
Karşı Olma Karşıt Gelme Bozukluğu, çocukluk çağının en yaygın davranış bozukluklarından biridir. Bu bozuklukta çocuk sürekli olarak otorite figürlerine karşı gelir, tartışmacı ve kindar davranışlar sergiler. Yaşıtlarına kıyasla çok daha sık öfke nöbetleri yaşar.
KOKGB'nin temel belirtileri şunlardır: Yetişkinlerle sık sık tartışma, kurallara ve isteklere aktif olarak karşı gelme, başkalarını bilerek rahatsız etme, kendi hatalarını başkalarına yükleme, kolayca sinirlenme ve öfkelenme, kindar ve intikamcı tavırlar sergileme. Bu belirtiler en az altı ay sürmeli ve çocuğun yaşına göre normalin ötesinde olmalıdır.
Davranım Bozukluğu, KOKGB'den daha ciddi bir durumdur ve başkalarının temel haklarını ihlal eden veya yaşa uygun toplumsal normlara aykırı davranış kalıplarıyla karakterizedir. Bu çocuklar insanlara veya hayvanlara karşı saldırgan olabilir, mülke zarar verebilir, hırsızlık yapabilir veya ciddi kural ihlallerinde bulunabilir.
Davranım Bozukluğu belirtileri arasında zorbalık, kavga başlatma, silah kullanma, hayvanlara eziyet, yangın çıkarma, yalan söyleme, evden kaçma ve okuldan kaçma yer alır. Bu durum erken müdahale edilmezse yetişkinlikte antisosyal kişilik bozukluğuna dönüşebilir.
DEHB, dikkat sürdürme güçlüğü, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ile karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur. Her ne kadar öncelikle bir dikkat bozukluğu olsa da, davranışsal sorunlara yol açabilir. DEHB'li çocuklar dürtülerini kontrol etmekte zorlandıkları için kurallara uymada ve sosyal ilişkilerde güçlük yaşayabilir.
Çocuğunuzda davranış bozukluğu olup olmadığını anlamak için bazı önemli işaretlere dikkat etmeniz gerekir. Normal gelişimsel zorluklar ile klinik düzeyde bir bozukluk arasındaki farkı anlamak kritik öneme sahiptir.
Dikkat edilmesi gereken uyarı işaretleri: Altı aydan uzun süren davranış sorunları, yaşıtlarına kıyasla belirgin şekilde daha yoğun tepkiler, okul performansında düşüş, arkadaşlık kurmada ve sürdürmede güçlük, aile içi ilişkilerde sürekli gerginlik, fiziksel saldırganlık veya kendine zarar verme davranışları, kurallara sürekli ve kasıtlı karşı gelme.
Önemli bir nokta, bu davranışların birden fazla ortamda görülmesidir. Sadece evde veya sadece okulda sorun yaşayan bir çocuk farklı değerlendirilirken, her iki ortamda da tutarlı sorunlar yaşayan bir çocukta davranış bozukluğu olasılığı daha yüksektir.
Her çocuk gelişim sürecinde zorlayıcı dönemlerden geçer. İki yaş civarındaki 'hayır dönemi', ergenlik öncesi hormonal değişimler veya stresli yaşam olaylarına verilen tepkiler normal kabul edilir. Ancak davranış bozukluğunda bu davranışlar normal gelişimsel süreçlerin çok ötesine geçer.
Normal gelişimsel davranışlar genellikle belirli bir süre sonra geçer, çocuğun işlevselliğini ciddi şekilde bozmaz ve uygun ebeveyn müdahalelerine yanıt verir. Davranış bozukluğunda ise sorunlar kalıcıdır, çocuğun akademik ve sosyal yaşamını ciddi şekilde etkiler ve standart disiplin yöntemlerine yanıt vermez.
Kendinize şu soruları sorun: Bu davranışlar ne kadar süredir devam ediyor? Çocuğumun yaşındaki diğer çocuklarla karşılaştırıldığında ne kadar yoğun? Günlük yaşamı ne derece etkiliyor? Farklı yaklaşımlar denedim mi ve sonuç aldım mı?
Davranış bozuklukları tek bir nedene bağlı değildir; genetik, biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin karmaşık etkileşiminden kaynaklanır.
Genetik faktörler önemli bir rol oynar. Ailede davranış bozukluğu, DEHB veya diğer ruh sağlığı sorunları olan çocuklarda risk daha yüksektir. Beyin yapısı ve işlevindeki farklılıklar, özellikle dürtü kontrolü ve duygu düzenleme ile ilgili bölgelerde, davranış bozukluklarıyla ilişkilendirilmiştir.
Çevresel faktörler de kritik öneme sahiptir. Tutarsız veya aşırı sert disiplin, aile içi çatışma, ihmal veya istismar, travma yaşantıları, sosyoekonomik zorluklar ve olumsuz akran etkisi davranış bozukluğu gelişiminde rol oynayabilir. Güvensiz bağlanma stilleri de çocuğun duygusal düzenleme kapasitesini olumsuz etkileyebilir.
Aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçı mevcutsa profesyonel değerlendirme almanız önerilir:
Erken müdahale davranış bozukluklarında kritik öneme sahiptir. Ne kadar erken müdahale edilirse, sonuçlar o kadar olumlu olur. Çocuk terapisinde deneyimli bir uzman, çocuğunuzun durumunu kapsamlı şekilde değerlendirebilir ve uygun tedavi planı oluşturabilir. Çocuğunuz terapiye başlamadan önce bilmeniz gerekenleri öğrenmek, ebeveyn olarak süreci daha rahat yönetmenize yardımcı olacaktır.
Davranış bozuklukları tedavi edilebilir durumlardır. Tedavi genellikle çok yönlü bir yaklaşım gerektirir ve çocuğun yanı sıra aileyi de kapsar.
Bilişsel davranışçı terapi, çocuğun olumsuz düşünce kalıplarını tanımasına ve değiştirmesine yardımcı olur. Öfke yönetimi ve problem çözme becerileri kazandırır. Oyun terapisi özellikle küçük çocuklarda etkili olup, çocuğun duygularını güvenli bir ortamda ifade etmesine olanak tanır.
Ebeveyn eğitim programları, davranış bozukluğu tedavisinin en etkili bileşenlerinden biridir. Bu programlar ebeveynlere tutarlı disiplin teknikleri, olumlu pekiştirme stratejileri ve etkili iletişim becerileri kazandırır. Aile terapisi ise aile dinamiklerini iyileştirmeye ve tüm aile üyelerinin birlikte çalışmasına yardımcı olur.
Bazı durumlarda, özellikle DEHB eşlik ediyorsa veya belirtiler çok şiddetliyse, ilaç tedavisi önerilebilir. İlaçlar genellikle psikoterapi ile birlikte kullanılır ve bir çocuk psikiyatristi tarafından takip edilir.
Davranış bozukluğu olan bir çocuğu yetiştirmek zorlu olabilir. Ancak doğru yaklaşımlarla çocuğunuza destek olabilirsiniz:
Tutarlı olun. Kurallar ve sonuçlar konusunda tutarlılık çok önemlidir. Tüm bakım verenler aynı yaklaşımı benimsemelidir. Olumlu davranışları ödüllendirin; çocuğunuz doğru davrandığında bunu fark edin ve takdir edin. Sakin kalın; çocuğunuz kontrolünü kaybettiğinde siz sakin kalmaya çalışın. Sizin tepkiniz durumu yatıştırabilir veya tırmandırabilir.
Kendinize de bakın. Davranış sorunları olan bir çocukla uğraşmak yorucu olabilir. Destek gruplarına katılmak, kendi bireysel terapi almak veya dinlenme zamanı ayırmak önemlidir. Yorgun ve tükenmiş bir ebeveyn çocuğuna en iyi desteği veremez.
Çocuğunuzda davranış bozukluğu olduğunu fark etmek endişe verici olabilir, ancak bu durumlar tedavi edilebilir. Erken tanı ve uygun müdahale ile çoğu çocuk önemli ilerlemeler kaydeder. Unutmayın, davranış bozukluğu çocuğunuzun kim olduğunu tanımlamaz; bu, üstesinden gelinebilecek bir zorluktur.
Çocuğunuzun davranışları konusunda endişeleriniz varsa, profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Deneyimli bir çocuk psikoloğu veya psikiyatristi durumu değerlendirebilir ve ailenize yol gösterebilir. İlk adımı atmak için uzman çocuk terapistlerimize danışabilirsiniz. Çocuğunuzun ruh sağlığına yatırım yapmak, onun geleceği için yapabileceğiniz en değerli şeydir.