Premack İlkesi (Büyükanne Kuralı) Nedir ?

David Premack

Kendisi büyüklerimizin yıllardır kullandığı “eğitim” tekniğini bilimselleştirmiş Amerikalı bir psikologtur. 1925 yılında Güney Dakota da doğan David Premack, deneysel psikoloji üzerine çalışmıştır. 1950 lerin ortasında şempanzelerle yaptığı deneylerle yeni teoriler geliştirmiştir. Bunlardan en önemlisi Büyükanne kuralı diye de bilinen Premack ilkesidir. Bunlara ek olarak arkadaşlarıyla beraber zihin teorisini ortaya atan ilk psikologlardandır.

 

Premack İlkesi

Koşullu anlaşma ilkesi olarakta bilinen Premack ilkesi kısaca önceden anlaşma olmakta açıklayabiliriz. Aslında hepimizin büyürken deneyimlediği bu ilke, bilimin kanıtları olmadan da aslında büyüklerimizin hayat tecrübelerinin ne kadar da yerinde olabildiğinin bir göstergesi. Peki tam olarak nedir bu büyükanne kuralı ?

 

Premack ilkesi edimsel koşullanmanın bir çeşididir yani davranışlar sonuçlarına bakılarak öğrenilebilir prensibiyle yola çıkar. Diğer bir deyişle organizma davranış sonucunda gelen ödül ve cezaya yani pekiştirece göre davranış sıklığını azaltacak veya arttıracaktır yani öğrenme gerçekleşecektir. Premackta bu ilkeden yola çıkarak yeni bir bakış açısını bizlere sunmaktadır.

 

Hepimizin gözlemlediği, deneyimlediği gibi bazı davranışlar diğerlerine göre daha çekicidir yani yapılma olasılığı daha yüksektir. Bu gerçeği edimsel koşullanma içinde kullanılması da Premack ilkesidir. Yani yapılma ihtimali daha az olan, sevilmeyen davranışı daha sevilen bir davranışa ön koşul olarak getirmek, yapılması daha az çekici olan davranışın yapılmasını sağlayacaktır. Başka bir deyişle yapılmak istenmeyen bir şeyi yapılmak istenen sayesinde yaptırmaktır. Örneklemek gerekirse, odanı toplarsan oyun oynayabilirsin veya ödevini yaparsan dondurma yiyebilirsin gibi ön koşullu her durum Premack ilkesi diyebiliriz. Tam da bu yüzden de büyükanne ilkesi olarakta psikoloji literatüründe kullanılmaktadır. Zaten bu cümlelerin hepsi çok tanıdık değil mi ?

 

Premack İlkesinin Kullanım Alanları

Premack ilkesi sadece büyükannelerimizin kullandığı bir method tabii ki değil. Sıklıkla eğitim-öğretim sürecinde de karşımıza çıkmakta. “Bugün verilen ödevleri bitirirseniz, yarın dersin ilk 15 dakikası oyun oynayabiliriz” gibi anlaşmalarla okul ortamında da kullanılmaktadır.  Bu tarz anlaşmalar öğretmen ve öğrenci arasında karşılıklı olumlu ilişkiler yaratabilir. Olumlu davranışlar ve tepkiler çoğunlukla karşı tarafta da olumlu tepkiler yaratır. Öğretmenler bu sayede sınıf ortamında istenmeyen davranışların sıklığını azaltırken, istenen davranışları da arttırmayı başarabilirler.

 

Günümüzde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı alan çocuk sayısı gittikçe artmaktadır. Premack ilkesi özellikle bu tanıyı alan çocukların eğitimlerinde işlevliği yapılan çalışmalarla da kanıtlanan bi yöntemdir. Azrin, Vinas  ve Ehle’nin 2007 yılında yayınladığı DEHB çocukların sınıf sakinliği için pekiştireç olarak fiziksel aktivite: Bir Ön Çalışma (Physical Activity as Reinforcement for Classroom Calmness of ADHD Children:  A Preliminary Study) isimli çalışmasında da belirttiği gibi sınıf içi davranışları iyileştirme konusunda koşullu ödül prosedürleri faydalı bulunmuştur.

 

Büyükannelerimizin kullandığı kuralın aslında bir çok alanda ne kadar da etkili olabildiğiniz görüyoruz. Tüm bunlara ek olarak Taniguchi ve Ura’nın da belirttiği gibi sosyal desteğin karşılıklılığının akıl sağlığı üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu bilmekteyiz. Hem sınıf içi hem sınıf dışında Premack ilkesinin bu şekilde kullanılması da  hem çocukların hemde ilişkide bulundukları kişiler için olumlu etkiler yaratacağını söyleyebiliriz. Sonuçta Premack ilkesinde iki tarafında isteklerinin yapıldığı olumlu bir anlaşma ortamı yaratılmaktadır.

 

Peki Premack ilkesi her durumda kullanmaya uygun bir yöntem midir ? Tabii ki her teoride olduğu gibi Premack ilkesininde kısıtlılıkları bulunmaktadır.  Öncelikle bir olayın diğeri üzerindeki etkisini iyi ölçmek, tahmin etmek gerekmektedir. Özellikle çocuklar için istene davranışlar zaman içerisinde değişim gösterebilmektedir. Daha küçük çocuklarda sevdiği bir yemeği yemek iyi bir pekiştireç olabilirken yaşları ilerledikçe arkadaşlarıyla oyun oynamak yemekten daha iyi bir pekiştireç halini alabilir. Bu yüzden de Premack ilkesini kullanırken çocuğun ilgi alanları, gelişim düzeyi gibi bilgilerimizi taze tutmalı ve çocuk için gerçekten pekiştireç olabilecek etkinlikler sunmalıyız. Kısacası ödevini yaparsan odanı toplayabilirsin gibi bir anlaşma yapmamaya özen göstermek önemli.

 

Ayrıca davranış bilimleri alanında yapılan yeni araştırmalar Premack ilkesinden daha etkili yöntemler olabileceğini ortaya koymaktadır. Davranış Terapisi (“Behavior Therapy”) dergisinin 1981 Kasım sayısında yer alan bir makaleye göre Premack ilkesinin yanında çocuklara program oluşturmak ve etkili pekiştireçler sunmak davranış değişimini sağlamak için Premack ilkesini güzel bir alternatif olabilir. Program oluşturmak ve programa uyulmasını sağlamak çocuğun davranışı anlama ve davranışı düzenleyebilme noktasında yeteneğini de arttıracak bir yöntem olabilir. Yani zaman içerisinde pekiştireçe ihtiyaç duymadan beklenen davranışı yapabileceği anlamına gelmekte.

 

Toparlamak gerekirse, Premack ilkesi davranış öğrenmede neredeyse yüzyıllardır kullanılan etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkmakta. Tecrübenin zaman zaman bilimin önünden gidebildiğinin en güzel kanıtı. Yapılan araştırmalarda etkiliği desteklenen Premack ilkesi eğitim alanında hala işlevselliğini korusa da değişen dünyamızda çocuklara uygun yeni ilkelerde konuşulması gerekmekte. Artık çocuklar büyürken sokaklarda bilye oynamıyor, dolayısıyla pekiştireç olabilecek durumlar, davranış değişimini sağlayacak koşullarda hızla değişmekte. Yeni yapılacak araştırmalarla bilgi birikimine katkı sağlamak ve en önemlisi geleceğin mimarı çocukları daha iyi tanıyarak onlara uygun davranışların daha etkili bir şekilde öğretilmesini sağlamak bizlerin elinde.

 

Kaynakça ve İleri Okuma:

 

 

Yazar: İlayda ULAŞ

Yorum yapın