Öfke Nedir ? Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır ?

Öfke Nedir ?

Öfke, bireyin belirli durumlara karşı genellikle istem dışı vermiş olduğu psikolojik ve fizyolojik tepkiler topluluğudur. Öfke yaşayan bireylerde öfkenin belirtileri olarak fizyolojik belirtiler; kas geriliminin artması, kaşların çatılması, dişlerin gıcırdatılması, ters ters bakma, yumrukların sıkılması, kolların ve vücudun şeklinin değişmesi, kızarma  benzin atması (renk kaybetme), kalp çarpıntısı, titreme, uyuşma, tıkanma, seğirme, terleme, kontrolün kaybedilmesi sıcak hissedilmesi, kaşların çatılması, hazımsızlık, soğuk hissetme gibi değişimlerdir.  Öfke yaşayan bireylerde,  öfke en belirgin haksızlığa uğrama ve engellenme düşünceleri ile ortaya çıkarak,  beraberindeki fizyolojik tepkileri getirmektedir. Öfkeli insanlar çoğu zaman bir şekilde haklı olduklarını düşünmektedirler. O halde öfkeyi bir diğer şekilde yaşanılan haksızlığa karşı gösterilen tepki olarak da adlandırabiliriz.

 

Öfke, tüm insanlığın ortak duygusu olsada yaşanılan süreçler çok farklı ve kişiye özgüdür. Öfke mantıklı olmak zorunda değildir.  Aynı zamanda yaşanılan durumlara karşı hissedilen öfke o an ertelenebilmekte ve daha sonra ortaya çıkabilmektedir. Kızgınlık, sinirlilik, hiddet ve öfke arasında çok belirgin olmayan minik farklar vardır. Bunların ayrımına şiddetin seviyesi ile varılabilir. Öfke kavramıyla ilgili olarak ilk kapsamlı bilimsel araştırmayı yapanların başında gelen bir araştırmacı olarak Novaco’ya (1975) göre, öfke kavramı, çok uzun bir süre, psikoloji alanında bir sorun olarak görülmemiş ve araştırmacılarca ihmal edilmiştir. Bunun nedeni ise öfkenin, uzun bir süre saldırganlık kavramının bir boyutu olarak görülmesinden ileri gelmektedir. Günümüzde ise öfkeye dair bir çok tanım yapılmakta Literatürde gelişen çalışmalarla birlikte farklı şekillerde de adlandırılabilmektedir.

 

Öfkenin Ortaya Çıkışındaki Psikolojik Nedenleri

Öfke, bireyin yaşamış olduğu olumsuz duyguyla beraber gelir.  Her bireyde öfke farklı yaşandığı için nedenleri de farklıdır. Çeşitli sosyal ilişkiler, ülkeler  arası değişiklikler, öfkeyi ve bunun hissedilme  seviyesini çok  fazla etkilemektedir. Öfke tepkisinin sayılamayacak kadar çok psikolojik nedeni vardır. Engellenme, bireyin  haksızlığa uğradığı düşüncesi, yaşanılan eşitsizlik, hayal kırıklığı, ilişkiler  arası problemler vb… öfke duygusunun bireysel sebepleri olarak gösterilebilir. Aynı zamanda sosyal açıdan bakıldığında birey kişisel yaşadığı problemlerinin yanı sıra öfkesini toplumsal amaçlar içinde ortaya koyabilmektedir. Örneğin, tutulan takımların karşılaştığı olumsuz durumlar karşısında gruplar  şeklinde öfke tepkileri gözlemlenebilmektedir. Bireyin yaşamış olduğu bu öfke tepkisi  bağlı olduğu topluluk adına araçsal olarak hizmet edilebilir.

 

İlerleyen  tarih ve yeni çalışmalarla birlikte öfkenin psikolojik sebeplerine ilişkin açıklamalar da yeni kuramlarla birlikte değişiklik göstermektedir.  Psikanalitik yaklaşıma göre ele alınacak olursa,  öfke saldırganlığın bir boyutudur. Psikanalitik yaklaşımda öfke duygusunun işlevi daha çok bu kuramın önemli kavramlarından biri olan katarsis kavramı şeklinde  vurgulanmaktadır. Ayrıca analitik yaklaşımcılar Engellenme-saldırganlık ikilisi hipotezine de  çalışmalarında yer vermişlerdir. Günümüzde popülaritesi hızla artan bilişsel davranışçı ekol ise  öfkeyi bilişsel, duygusal, fizyolojik bileşenler içerisinde ele alır. Bu bileşenler içsel deneyimlemeyi gerçekleştirir.  Öfke sinir sistemiyle tamamen bağlantılıdır. Öfke tetikleyici olayla  birlikte ortaya çıkar. Öfkenin üç temel tetikleyici; dışsal faktörler, içsel uyaranlar,  daha önce deneyimlenmiş  otomatikleşmiş  düşünce sistemleridir.

 

Tüm bunların yanı sıra kesinlikle öfkenin psikolojik sebeplerini ortaya çıkaran içsel sorunlar değil,   bireyin sağlık sorunlarına bağlı olabileceğide   unutulmamalıdır. Madde bağımlılığında yaşanılan yoksunluk krizleri,   fizyolojik  hastalıklar ( engel, kanser hastalığı, çeşitli cilt problemleri ) yaşadıklarını psikolojik anlamda etkilemekte ve öfkeyi dışa vurum şeklinde göstermektedir.

 

Öfke Kontrolü Tedavisi Nasıl Gerçekleşir ?

Öfkenin tedavisinden önce fizyolojisini kısaca tanımakta fayda var. Çünkü, hissedilmesi gerekenden yüksek öfke psikolojimiz kadar fizyolojimizide yerle bir etmektedir. Öfkenin doğasını tanımak tedavinin ilk adımı sayılabilir. Birşeyle başa çıkmanın gereği,  o şeyin tam olarak ne olduğunu bilmeyi gerektirir. Öfke, kas ve eklem gerginliğini arttırır, nefeste düzensizlik yaşatır,  kan dolaşımı yavaşlar, kalp ritminde bozulmalar başlar, hormonal denge düzensizleşir ve eğer varsa diğer hastalıkların tetiklenmesini sağlar, ayrıca öfke bir çok gastrit problemlerinide beraberinde getirmektedir. Bu nedenle yaşanan öfke derecesine bağlı tedavi görmek önemlidir.

 

Öfke tedaviyle tamamen yok edilmez,  normal seviyeye getirilmesi adına desteklenir. Çünkü, öfke yaşadığımız bir yandan yıkım duygumuza karşın verebildiğimiz bir tepki türüdür.  Adrenalin salınımını  ihtiyaç halinde arttırır, bireyde dikkat artışını  sağlayabilmektedir ve diğer yandan normal seviyelerde yaşandığı sürece bireyde yaşamsal fonksiyonlarıda destekleyebilmektedir.

 

Her şeyden önce öfkeyle ilgili daha çok merak edilen öfkenin fizyolojik mi yoksa psikolojik soruna  bağlı olarak ortaya çıktığı konusudur. Çünkü bazı hastalıkların psikolojik belirtileri ile fizyolojik belirtileri birbirini etkilediğinden yanlış tanı koymak sorunun ilerleyerek, yeni problemleride beraberinde getirmesini sağlar. Bu nedenle danışanın bir psikoloğa baş vurmadan önce mutlaka tıbbi ve psikiyatrik kontrollerini yaptırmış olması, sorunun çözümünü hızlandırarak yeni çıkabilecek sorunları yok eder.

 

Öfke tedavisinde bir diğer önemli unsur ise aslında direkt öfkeyle çalışmak değil, öfkeyi tetikleyen diğer nedenler  üzerinde çalışmaktır. Danışanın öfkeyi ne şekilde yaşadığıı tedavi sürecinde önemli olacaktır. Yaşadığı öfke engellenmeye mi, hayal kırıklığına mı, haksızlığa yada saldırıya uğradığı düşüncesine mi bağlı olarak ortaya çıkıyor ve hangi koşullarda kendini daha fazla gösteriyor bunların tanımını net yapmak çok önemlidir.

 

Öfke anlık değil, ertelenerek çocukluktan itibaren  yaşanan bireyde patlama yaşatan bir durumsa Analitik üzerinden çalışılabilir. Bir diğer yandan birey öfke yaşadığı durumda otomatikleşmiş düşüncelerle hareket etmeye çalışıyorsa, öfke yaşadığoı zaman sürekli eski deneyimi üzerinden bu tepkiyi ortaya sıklıkla koyuyorsa,  bilişssel davranışçı terapi üzerinden yardım görmesi faydalı olacaktır. Her ilacın her hastalığa  uymaması gibi, her psikolojik ekolde her soruna uyumlu olamayabilir. Önemli olan bireyin tam olarak neye ihtiyacı olduğunu tanımlayarak yardım almaya çalışmasıdır.

 

 Öfke Kontrolü Yöntemleri

Öfkenin her bireyde farklı seviyelerde yaşanması farklı ihtiyaçlarıda beraberinde getirir. Bu noktada bireyin kendisini tanıması ve neye tam olarak ihtiyacı olduğunu bilmesi çok önemlidir. Yaşanılan öfke sırasında bireyin kendisini psikolojik ve fizyolojik  anlamda mercek altına alarak incelemesi bu doğrultudaki ihtiyaçlarını belirler.

 

Düzenli yapılan nefes egzersizleri öfke sırasında yaşanılan nefes problemini az seviyelere indirgeyebilir. Ayrıca temiz hava yürüyüşleri kalp atışını ve düzensizleşen kan dolaşımına,  adrenalinin normal seviyelere dönmesine, amigdala tarafından salgılanan hormonların durmasına,  ayrıca kaslardaki gerginliğin atılmasına fayda sağlar. Öfke sırasında yaşadığımız fizyolojik problemin bir diğer alternatif çözümü ise su terapisi olabilir. Günlük bol miktarda su tüketmek bireyi hem fizyolojik, hem psikolojik anlamda sayısız fayda sağlayacaktır.

 

Öfke mağdem anlaşılmadığımızı yada kendimizi ifade edemediğimizi hissettiğimiz anlarda ortaya çıkıyor neden o zaman ilk etapta biz kendimizi anlamaktan işe başlamıyoruz? Öfke sırasında sorulabilecek birkaç soru bile bizi aslında yatıştırıp, asıl probleme doğrudan götürebilir. Beni asıl sinirlendiren şey ne? Tam olarak kime kızgınım? Beni ne çağresizleştiriyor? Kendimi ifade etmeme engel olan şey ne? Kalbimi kıran asıl şey ne? Beni patlama seviyesine getiren asıl sorun ne? Kendinize sorulabilecek soruların en basitine birkaç örnek olabilir.

 

Bazı zamanlar yaşadığımız öfkenin tarifi hiçbir dilde mümkün olmayabilir müzik hariç. Müzik bütün insanların kullandığı ortak dil olduğundan müzik terapilerine bağlı iletişimler tüm dünyada hız kazandı.  Seçebileceğimiz bir diğer önemli ve büyük alternatif ise bu yüzden müzik terapisi olabilir.

 

Müzik terapisi, fiziksel, duygusal, zihinsel veya motivasyonel desteğe ihtiyaç duyan herhangi birinin bilişsel, duygusal, fiziksel ve sosyal ihtiyaçlarını ele alır. Bir müzik terapisti danışanın ihtiyaçlarını değerlendirdikten sonra, şarkı yazma, dans etme, şarkı söyleme ve/veya müzik dinleme gibi tedaviler sağlar. Müzik tarzı, bir ölçüde danışanın tercihlerine bağlı olabilir. Müzik, merkezi sinir sistemi ve beyin kabuğunda yer alan düşünme, öğrenme, konuşma, beden kontrolü ile ilgili merkezleri uyarır. Bu nedenle müzik danışanın  sinir ve endokrin sistemi üzerinde olumlu etki yarattığı için Öfke probleminede kesin çözüm sunabilir.

 

Beyinde Öfke Nasıl Algılanır ?

Beynimiz çok parçalı pazıllar gibidir. Her bir parça diğerini tamamlar ve birinin eksikliği bile  diğerlerinin varlığını önemsizleştirebilir. Bizim günlük hayatta en çok kullandığımız parçamız ise Serebral kortekstir. Beynimizin bu bölümü mantık ve karar almamızdan sorumludur. Ve tamda karşımıza her şey mantık mı olacak duyguların önemi yok mu dediğimiz anda ise bizi limbik sistem karşılar.

 

Limbik sistem,  bizim beynimizdeki duygu merkezimizdir. Bu nedenle bizim başa çıkma problemimiz olan öfke konusuda tam olarak limbik sistemin aktivasyonu ile başlar. Limbik sistemin içerisinde bulunan minicik yapı olan amigdala ise, büyük duygusal yüklemeler yaşadığı zaman  bizi sereblal korteksle değil, limbik sistemle iletişime geçirir.  Limbik sistemin içinde bulunan bu  minicik yapı   bizim  kocaman geçmişten kalmış hayallerimizi ve deneyimlerimizi saklar. Sadece duygularla harekete geçmemize neden olan limbik sistem ise öfke sırasında içinde bulundurduğu Amigdala yapısını işleme koyar. Bu bölüm karar vermeden sorumlu olmadığı için öfkeyide hissedilebilir derecede mantıksız yaşama aşamalarına başlayabiliriz. Ayrıca amigdalanın aktivasyonunun gerçekleşmesi hormonlarıda harekete geçirir. Bu sırada bizler ise içinde bulunduğumuz öfke nöbetleri  sırasında enerji patlamaları, fizyolojik karmaşalar gibi bir sürü değişimlere  mağruz kalırız. Hormonlarımızın boşalımı bitene ve mantığımızdan sorumlu sereblal korteksimizin aktivasyonunun yeniden başlamasına kadar zorlu öfke süreci devam eder. Yaşanılan bu karmaşık süreçte kendimize tanıdığımız otuz dakika hormonların normal seviyeye gelmesine yardımcı olacaktır. Öfkemiz yatışır gibi olduğu halde tekrar öfke nöbetleri yaşanmaya başlıyorsa süreçte kanda hormonların hala gezdiği anlamına gelir.

 

Kaynakça ve İleri Okuma:

  • Dr. Hülya ŞAHİN
  • Prof. Dr. Erol Özmen Kendini Tanıma
  • Ahmet ÖZMEN
  • Gözlem Küçük
  • Prof. Dr. Alper Küçük

 

Yazar: Özge GÜL

Yorum yapın